Ana Sayfa
Spor
Türkiye Basketbol Federasyonu
“Ulusal Basketbol Hamlesi” araştırma raporu 4-4’lük bir referans yayın olmuş

Basketbol ile ilgili konuşulabilecek o kadar çok şey var ki, neresinden başlasak bilmiyorum. Sorunların çözümü için bu spor ile yakından ilgili olan seyirci, altyapı oyuncu velileri, yönetici, oyuncu menajerleri, hakem, eski ve yeni bütün basketbol emekçilerinin düşünceleri çeşitli vesilelerle ifade edildi. Ancak bir türlü ortak paydada buluşulamadı. Sorunlar bir değil bin ve her birim ya da birey sorunlara kendi penceresinden bakarak kendine uyan bir çözüm bekliyor. Herkes kendi payını artırmak çabasında… Bu yüzden çözümleri geçtik, hiç olmazsa sorunların tespitinde bir ortak çarpan var mı ona bakmak lazım.

Nefis bir araştırma çalışması
Bu arada unutmadan söyleyeyim, Basketbol altyapı oyuncuları ile ilgili yapılan bir araştırma yazısı var, “Ulusal Basketbol Hamlesi”, federasyonun siparişi ile Dr. Cem Tınaz, Dr. İlknur Hacısoftaoğlu ve Sn. Sündüz Yılmaz tarafından hazırlanmış olan bu proje bir kitapçık halinde yayınlanmış. Elime geçer geçmez okudum. Bana göre yakından ilgilenen herkesin, bilgisi dâhilinde olan ancak bölük pörçük havada dolaşan onlarca düşünce, sorun, çözüm öngörüsü, güzel bir öncelik kronolojisi şeklinde toplanmış. Bilhassa veliler ve yeni yöneticiliğe soyunan kişiler için 4-4’lük bir referans yayın ve yine bilhassa Dr. Yılmaz Argüden, yazdığı önsöz yazısında, basketbol sporunun ne demek olduğunu o kadar güzel anlatmış ki, herkesin okumasını tavsiye ederim. Hazırlanmasında emeği geçen herkese tebrikler. Basketbol altyapı faaliyetleri için hazırlanan böyle bir proje, belki ileride büyükler kategorisi basketbolumuz içinde hazırlanabilir.

Kulüplerin kafa yapısı değişmeli
Konumuza dönersek, ortak payda diye nitelendirebileceğimiz konulardan bir tanesi de, halk diliyle “ne olacak şu bizim milli takımın hali” diye ele alınabilir. Milli Takım için uzun vadeli çözümün, sadece federasyon eli ile yapılabilecek bir icraat konusu olmadığını düşünüyorum. Bence öncelik, kulüplerde. Kulüp yönetimlerinin tek misyonlarının kendi A takımlarının kayıtsız şartsız başarısı olmadığını özümsemeleri gerektiğini düşünüyorum. Yönetimler; millî takımı, dolayısı ile varsa milli takımda oynayan veya oynayabilecek oyuncularını, kısaca görevde bulundukları dönemde, kulüp başarılar kadar Türk Basketbolunun geleceğini, tümü ile basketbol emekçilerini de düşünmelidir. Bu konuda Federasyonumuz gerekiyorsa kulüplere ikna turları yapsın.

Oynayanlar gelişiyor…
Milli Takımı ele alalım… Eurobasket’te federasyonun desteği ile oyuncu ve teknik kadronun da takdir edilen mücadelesi neticesinde başarılı maçlar oynanmıştır. Kendi takımlarında doğru dürüst yer alamayan oyuncularımız, kendi takımlarında sürekli oynayan yabancıların yer aldığı diğer milli takımları yenebileceklerini göstermişlerdir. Ancak ne hikmetse en üst ligimizdeki antrenörler bu oyuncuları oynatmaya bir türlü cesaret edemezler. Az sayıda antrenör, örneğin Karşıyaka antrenörü gibi, Türk oyuncularını diğerlerinden farksız olarak, oyun planlarına dahil ediyorlar. Mesela Berk Uğurlu… “Oyun kurucu” arıyorsun, al sana oyun kurucu, Fenerbahçe’den Karşıyaka’ya geldiğinden beri aslanlar gibi oynuyor. Kendisine güveni artıkça daha da iyi oynayacak. Bu çocukları süreceksin sahaya, gerekirse birkaç hazırlık maçını bu çocuklar için vereceksin. Keza uzun oyuncu Egemen Güven… Bu sezon oynadıkça, geçmiş sezonlarda boşuna oturmuş olduğunu görüyoruz. Bunlar birer örnek, daha bir sürü örnek var. Eğer aralarında Spanoulis” ya da “Teodosic gibi oyuncular yoksa bu oyuncuların birbirlerinden büyük farklılıkları yok. Hangisine destek olsanız bir adım öne çıkar… Biraz inanç, biraz da cesaret.

Haydar Kemal Ateş,
BasketFaul